Hüseyin Zeybek’in 15/6/2021 tarihinde Çalışma Bakanlığı’nın yasa tasarısı ile ilgili meclis konuşması

Sayın Başkan,

Bayanlar ve Baylar,

Bir buçuk yıldır, yaşanan koronavirüs pandemisi sürecinde hayatımızdaki tüm gerçeklerini yeniden gözden geçirdik. Sağlık sistemi ve aylarca süren karantinadan sonra ekonomi neredeyse çöktü. Vatandaşlar alınan önlemler nedeniyle evlerine kapandı ve hepimiz kendimizi virüs tehdidinden korumak için günlük alışkanlıklarımızdan vazgeçmek zorunda kaldık.Bu süreçte hastane personelinin sarf ettiği olağan üstü çabaları ve sağlık sisteminin yetesizliğini gördük, ne yazık ki çok sayıda vatandaşımızın yasını tuttuk. İskeçe, pandeminin ilk dalgasından itibaren en çok etkilenen bölgelerden oldu, hastanelerin yetersizliğini tedavi sürecindeki hastalar ve vaka sayıları hakkında büyük bilgi eksikliği ile birlikte geleceğe karşı güvensizliği en çok hissettiğimiz dönemleri yaşadık.Ancak bu görüntülerden hükümet ders almadı gibi görünüyor. Karakteristik olan şu ki, İskeçe Devlet Hastanesi, pandeminin ilk dönemlerinde ayakta kalmasına rağmen şu anda çöküşün eşiğinde ve en önemlisi de yoğun bakım ünitesi yılbaşından bu yana hizmet dışı. Hastanenin tamamında bir(1) anestezi uzmanı mevcut (olması gereken kadro sayısı 7) ve tıbbi personel eksikliği toplamda %60’a yaklaşmış durumda. Ne yazık ki, Hastanemizin dördüncü bir pandemi dalgasına dayanamayacağı aşıkar. Hükümetin İskeçe Devlet Hastanesine, sağlık personeline gösterdiği minnet ve teşekkürü bu mudur? Bu zor  dönemde devlet, İskeçe Hastanesini desteklemedi sonuç olarak ta hastane çöküş sürecine girdi.Elbette Hükümet Hastane dışındaki diğer alanlara da kayıtsız kalmamıştır. Parlamento prosedürlerinin azaltılması vesilesiyle, ekonomi, eğitim, kırsal kalkınma ve bugün de çalışma alanında bir dizi halk karşıtı yasa tasarısını onaylamıştır.Bir başka tipik örnek de pandemi döneminde çiftçilere verilmeyen destek primleridir. Özellikle Virginia tütün türünün aksine, Hükümetin yerel ürümüz olan Basma tipi tütünün sürdürülebilmesi adına gösterdiği ilgisizlik tesadüf değildir. Bu tutum, hem tarımın devamı hem de bölgemizdeki çiftçi  istihdamı açısından olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.Pandemiden dolayı birçok işletmenin hala kapalı olduğu turizmin gidişatına dair net bir görüntüye sahip olmadığımız bu süreçte hükümet,  ekonomik çöküşün yükünü emek sektöründe çalişanlara ödetmeyi planlıyor. Bu bağlamda işletmeleri desteklemek yerine  bir kez daha bedeli işçi kesimine ödettiğini görmekteyiz.Bu arada, son günlerde Hükümet’in yandaş medyanın da yardımı ile kamuoyunu manipule etme siyahı beyaz gösterme, tasarıyı sözde işçiden yana olduğunu ve sözde işçi haklarını koruma konusundaki umutsuz tavırlarına  tanık oluyoruz. Görünüşe göre sayın Hatzidakis medyanın da yardımıyla bizimle oyun oynuyor  ancak geçen hafta düzenlenen ve yoğun katılım olan genel grev ve yürüyüşlerle emekçi sektörü tarafından gerekli  cevabı aldığına inanıyoruz.Anayasa’nın 22. Maddesi, “Çalışmak bir haktır ve Devlet tarafından korunur, tüm vatandaşlar için istihdam koşullarının yaratılmasını sağlar” der. Mevcut yasa tasarısı, özellikle emeğin özel amaçlı ödeneklerle değil, bu zor dönemde korunması yerine anayasayı ihlal etmektedir. Burada şunu da vurgulamak isterim ki, hiçbir hükümet işçi mücadeleleri tarafından garanti altına alınan sekiz saatlik iş gününü “değiştirmeye” cesaret edemedi, ancak siz neoliberalizm tavrı sergileyerek bunu degiştirmeye kalkıyorsunuz.Ekonomik ve sosyal krizin derinleştiği, gelirlerin düştüğü, işsizliğin çoğaldığı bir dönemde, seçimlerin hemen ertesinde Hükümetin izlediği emek ve toplum karşıtı politikaların ardından, iş kanunu emeğe vurulan son darbedir.Hükümet pandemiyi, ekonomiyi yeniden yapılandırmak ve işgücü piyasasını kuralsızlaştırmak için bir fırsat olarak gördü.

  • Vardiyalı çalışmayı, özel programla maaşların düşürülmesini ve 534 Euro’luk bir ödenekle iş sözleşmesinin askıya alınmasını sağladı.
  • Pazar günleri ve tatil günleri çalışmayı öngördü.
  • Karantinaya alınan çalışanlar için ücretsiz fazla mesai uygulaması getirildi.

Şimdi de sekiz çalışma saatinin, beş gününün kaldırılmasıyla ve bireysel sözleşme yasasının getirilmesiyle son darbesini vuruyor. Sekiz saatin dışındaki mesai saatleri maddi olarak karşılanmayıp çalışan bu saatler için zorunlu izin kullanmak zorunda bırakılacaktır.

Bayanlar ve Baylar,

Avrupa Birliği’nin belki de en fakir bölgesine ait bir ilde yaşıyorum. Her yıl binlerce hemşehrim diğer Avrupa ülkelerinde iş bulma umuduyla yurt dışına göç etmektedir. Kesin olan şu ki, işgücü piyasasını ve çalışma haklarını kuralsızlaştıran bu düzenlemeler, yeni iş alanları açmayacağı gibi, daha iyi bir gelecek için yurtdışına göç eden gençleri de geri getirmeyecektir. Tam tersine insanlarımızı yurt dışına gitmeleri için teşvik edecektir. SİRİZA partisinin önerisi, istikrarlı bir istihdam ortamı oluşturmak ve çalışanların gelirini güçlendirmektir. İşçiler de verdiği emeğin karşılığını alabilmeli ailesine iyi bir gelecek sunabilmeli. Uygun çalışma koşullarında çalışmak herkesin en doğal hakkıdır.Bunlar bizim vazgeçilmezlerimiz, ama sizin için değil.

                                                        İskeçe Siriza Milletvekili

                                                            Hüseyin Zeybek